Madde nedir?

Boşlukta yer kaplayan ve ağırlığı olan her şey. Bu tarif genel bir nitelik taşır. Mesela üzerinde yaşadığımız yer küresi, hava, su, taş, toprak, vs. maddedirler. Maddenin şekil almış haline cisim denir. Şişe, bardak, pencere camı, ayrı ayrı birer cisimdir. Fakat hepsi cam maddesinden yapılmıştırmadde

Etrafımızda gördüğümüz bütün maddeler, genellikle saf değil, birer karışımdır. Mesela içtiğimiz su, homojen olduğu, her tarafı aynı göründüğü halde, içinde az da olsa tuzlar ve hava ihtiva eder. O halde bir karışımdır. Karışımların belirli özellikleri yoktur. Yalnız bir maddeye saf madde denir. Saf maddenin belirli özellikleri vardır ve bu özellikleri hiç değişmez. Tam saf madde yok gibidir. Bir madde içinde bulunan yabancı maddeler, kimya usulleri ile anlaşılmayacak kadar az olunca, bu maddeye, saf diyoruz. Saf süt demek, kimya bakımından doğru bir söz değildir. Çünkü süt belli özellikler taşıyan tek bir madde değildir.

Maddede daima değişiklikler olduğunu bilmekteyiz. Maddede meydana gelen değişikliklere olay denir. Bu ise genel olarak fiziksel ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır:

Fiziksel olay: Bir madde üzerinde meydana geldiği vakit, o maddenin hüviyetini, yapısını değiştirmeyen olaydır. Mesela kağıdın yırtılması, fiziki bir olaydır. Çünkü kağıdın şekli değişmiş fakat özü yine kağıttır.

Kimyasal olay: Bir madde üzerinde meydana geldiği vakit, o maddenin hüviyet ve yapısını değiştiren olaydır. Mesela kağıdın yanması gibi.

Atomların çekirdeklerinde değişmeler, parçalanmalar olduğu, radyoaktif denilen elementlerden anlaşılmaktadır. Atomların ortasında bulunan çekirdeklerin bu parçalanmasında, bir elementin başka bir elemente dönüştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca, Albert Einstein’in relativite teorisine göre madde ve enerji birbirine eşdeğerdir. Bu sebeple madde enerjiye, enerji de maddeye dönüştürülebilir. Mesela bir uranyum çekirdeğinin veya başka bir ağır atom çekirdeğinin ikiye ayrılmasıyla meydana gelen çekirdek bölünmesinde madde enerjiye dönüşür. Bileşik cisimlerde olduğu gibi, elementler de hep değişmekte, bir halden başka hale dönmektedir. Canlı cansız her madde değişmekte, yani eskisi yok olup, yenisi var olmaktadır. Bugün var olan her canlı, (her bitki, her hayvan) önce yok idi. Başka canlılar vardı. Bir zaman sonra da, şimdiki canlılardan hiçbiri kalmayacak, başka canlılar var olacaktır. Cansız her varlık, mesela bir element olan demir veya birkaç cisim karışımı olan taş, kemik, bütün maddeler, bütün zerreler hep değişmektedir. Yani eskileri yok olmakta ve başkaları var olmaktadır. Yeni meydana gelen madde ile, yok olan maddenin özellikleri birbirine benziyorsa, insan bu değişikliği anlayamıyor, maddeyi hep var sanıyor.

Madde hakkında dört değişik düşünce vardır:

1. Müslümanlara, Yahudilere, Hıristiyanlara ve Mecusilere (ateşe tapanlara) göre, cisimlerin maddeleri

de, sıfatları da yok iken sonradan var olmuşlardır.

2. Aristo ve onun yolunda olan felsefecilere göre cisimlerin maddeleri de, sıfatları da ezelidir. Hep vardır, derler. Bu sözün yanlış olduğunu, modern kimya bilgisi kesin olarak bildirmektedir. Böyle söyleyen ve inanan Müslümanlık inancından çıkmış olur. İbn-i Sina ile Farabi de Aristo gibi inanmışlardır.

3. Aristo’dan önce olan filozoflara göre maddeler ezeli olup, sıfatları sonradan yaratıldı derler. Bugün fen adamlarının bazıları da böyle yanlış düşünmektedir.

4. Maddenin sonradan yaratılma, sıfatlarının ezeli olduğunu söyleyen çıkmamıştır.

Müslümanlar, maddelerin ve sıfatların sonradan yaratılmış olduğunu birkaç yoldan ispat etmektedirler. Birinci yol, maddeler ve bütün zerreler hep değişmektedir. Değişmekte olan şey ezeli olamaz, sonradan yaratılmış olması lazımdır. Çünkü her maddenin kendinden öncekinden meydana gelmesi işi, sonsuz öncelere kadar gidemez. Bu değişmelerin bir başlangıcı olması, yani ilk maddelerin yoktan var edilmiş olmaları lazımdır.

Yoktan var edilmiş olan ilk maddeler bulunmasaydı, yani sonraki maddelerin kendinden önceki maddeden hasıl olması işi sonsuz öncelere gitseydi, maddelerin birbirlerinden meydana gelmelerinin bir başlangıcı olmazdı ve bugün hiçbir maddenin var olmaması lazım gelirdi. Maddelerin var olmaları ve birbirlerinden hasıl olmaları, yoktan var edilmiş ilk maddelerden üremiş olduklarını göstermektedir. Madde alemi sonradan yaratılmış olunca, bunu yoktan yaratan vardır. Çünkü hiçbir olayın kendiliğinden olamayacağı yukarıda bildirilmişti. Bugün fabrikalarda binlerce ilaç, ev eşyası, sanayi ve ticaret maddeleri, elektronik aletler, harp vasıtaları yapılmakta olup, bunların çoğu ince hesaplardan, yüzlerce tecrübeden sonra elde ediliyor. Bunlardan birine dahi kendiliğinden var oldu denilememektedir. Yerleri, gökleri, atomları ve canlıları düzenli olarak yaratan, her hareketi var eden tek bir yaratıcı vardır. Bu yaratıcı, var olması için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hep var olması lazımdır.

Sözlükte "madde" ne demek?

1. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, özdek; sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan sözcük ya da konulardan her biri.
2. Öğe, unsur; para, mal vb. ile ilgili şey.
3. Yasa, sözleşme, antlaşma gibi metinlerde, her biri başlıbaşına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm; ileri sürülen sorun.

Cümle içinde kullanımı

Taş, hava birer maddedir.
Bütün uyuşturucu maddeler gibi, vazgeçemeyeceği kadar bağlanarak yalana alışır.
- N. Cumalı

Madde kelimesinin ingilizcesi

n. material, matter, stuff, item, substance, article, clause, entry
Köken: Arapça

Madde nedir? (Felsefe)

İnsan bilincinden bağımsız, onun dışında var olan, duyumlarla algılanabilen ve bilinç tarafından imgeleştirilip yansıtılan nesnel gerçeği ifade eden felsefe kategorisi.

Madde kavramı, nesnel-somut var olan her şeyi kapsar, bu anlamda felsefenin temel sorununa. verilen maddeci yanıtla sıkı bir bağlamlılık içindedir ve bilgi teorisinin bir kavramı olarak ancak bilinçle olan ilişkisiyle birlikte etraflıca belirlenebilir.

Diyalektik maddeciliğin madde kavramı, nesnelerin, fenomenlerin ve süreçlerin sonsuz çeşitliliğini bir kenara bırakır ve sadece hepsinde ortak olan yanları, yani «nesnel gerçek olma» ve «bilincimizin dışında var olma özelliği» ni vurgular. (Lenin) Diyalektik maddeciliğe göre, maddeyi bağımsız, değişmez bütün nesnelerin kökeninde yatan bir cevher içinde arayamayacağımız gibi, maddeyi kendisinin belirli bir türüyle ya da biçimiyle (hatta, kendisinin belirli bir hareket ve gelişme biçimiyle) de özdeşleştiremeyiz. Yani, madde kategorisi, duyumlarla algılanabilen nesneleri genel olarak ifade eden «bir düşünce ürünüdür, bir soyutlamadır. » tek tek nesneleri somutlukları içinde ifade etmez. Madde, yalnızca sonsuz sayıdaki, nitelikçe farklı türlerde maddi nesnelerin, süreçlerin ve fenomenlerin sonsuz çeşitliliği içinde var olur. Bu çeşitli biçimlerin kendilerine özgü özellikleri, öğeleri, yapıları ve etkileşimleri vardır her biri daha geniş kapsamlı sistemlerin öğeleridirler, insan bilincinin dışında, ondan bağımsız olma özellikleriyle, maddilikleriyle birbirlerine bağlanmışlardır. Dünyanın maddeye dayalı tekliği, insan bilincinin dışında var olan -temel elementer parçacıklardan, insan toplumuna değin- bütün nesneleri, fenomenleri ve süreçleri kapsar. Bütün bunlar, birlik içindeki maddenin varoluş biçimleridir. Madde, yaratılamaz ve yok edilemez, sonsuza değin hareket içindedir ve durmadan yeni görünüş biçimleri ve gelişme ürünleri ortaya koyar.

Maddenin en yüksek gelişme ürünü, insan bilincidir insan beyninin maddi faaliyetinin ve insanın toplumsal pratiğinin temeli üstünde, fikirsel yansıtma yeteneği olarak doğar ve maddi olmayan karakteriyle maddenin karşısında yer alır. Bu karşıtlık, yalnızca felsefenin temel sorunu açısından mutlak bir anlam taşır bunun dışında bu karşıtlık göreceli ve koşullu bir karşıtlıktır. Çünkü bilinç, yalnızca maddenin bir ürünü olmayıp, «nesnel sürecin biçimlerinden biri olan» (Lenin) toplumsal pratiğin temeli üstünde, maddeyle karşılıklı etkileşime girerek, maddenin biçimlenmesinde gitgide daha çok etkili olur böylece maddenin, istenilen amaçlar doğrultusunda bilinçli olarak değiştirilmesi, biçimlenmesi olanaklı olur.

Maddenin sonsuz sayıdaki görünüş biçimleri, maddeye özgü sürekli hareketin ve gelişmenin sonucudurlar. Hareket, maddenin varoluş biçimidir ve daima maddenin temel varoluş biçimleri olan zaman ve mekanın içinde gerçekleşir.